Türkiye’nin batı ve güney kesimlerinde peş peşe çıkan orman yangınlarıyla mücadele sürerken, aynı gün içinde farklı şehirlerden art arda gelen yangın haberleri endişeye neden oldu.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 30 Temmuz sabahı paylaştığı bilgilere göre, bir gün içinde 69’u orman dışı alanlarda olmak üzere 115 yangına müdahale edildi. Bunların 110’u kontrol altına alınırken Balıkesir’in Gömeç, Antalya’nın Kaş ve Muğla’nın Seydikemer ilçelerindeki yangınlara müdahale sürdü. Sahada 21 uçak, 69 helikopter, 500’e yakın arazöz ve 3 bin 500’den fazla personelin görev yaptığı açıklandı.
Seydikemer’de alevlerin yerleşim yerleri ile Fethiye-Antalya karayoluna yaklaşması üzerine 43 hanede yaşayan 65 kişi güvenli bölgelere götürüldü. Seydikemer Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ve palyatif bakım servisleri de tedbir amacıyla boşaltıldı. Antalya’nın Kumluca ilçesindeki yangın ise gece boyunca devam eden müdahalenin ardından kontrol altına alındı.
YILDA 1900’DEN 3 BİNİN ÜZERİNE ÇIKTI
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Türkiye’de ve dünyada orman yangını sayılarının giderek arttığına dikkat çekti.
2000’li yılların başında Türkiye’de yılda yaklaşık 1900 orman yangını kaydedildiğini belirten Tolunay, son 10 yılda yıllık ortalamanın 2 bin 800’ün üzerine çıktığını söyledi. Türkiye’de 2024 yılında 3 bin 797, 2025 yılında ise 3 bin 224 orman yangını kayıtlara geçti.

Tolunay, “Son iki yılda yaz aylarında bazı günler 100’e yakın yangın çıkabildiğini görüyoruz. Aynı gün bu kadar fazla yangın çıkması ve yıllık yangın sayısının 3 binin üzerine ulaşması normal bir durum değil” dedi.
‘KASIT İDDİASIYLA AÇIKLANMAMALI’
Yangınların aynı zaman diliminde çıkmasının, herhangi bir kanıt olmadan otel, maden veya başka amaçlarla kasıtlı olarak çıkarıldığı iddialarıyla açıklanmaması gerektiğini vurgulayan Tolunay, temel nedenin insan faaliyetlerindeki artış olduğunu söyledi.
Orman içindeki yerleşimlerin çoğalması, ormanlardan geçen yollar ve elektrik nakil hatları ile insanların ormanlık alanlarda daha fazla bulunması, yangın çıkma ihtimalini artırıyor.
Tolunay, “En büyük neden insanların orman içindeki dikkatsizliği. Özellikle son birkaç yılda ot biçme ekipmanları, kaynak makineleri, anız yakılması, balya makineleri ve elektrik nakil hatları kaynaklı yangınlarda artış görüyoruz” diye konuştu.

30/30/30 ALARMI
Yangın riskinin hangi koşullarda en yüksek seviyeye çıktığını “30/30/30 kuralı” ile açıklayan Tolunay, sıcaklığın 30 derecenin üzerine çıkması, bağıl nemin yüzde 30’un altına düşmesi ve rüzgâr hızının saatte 30 kilometreyi aşması halinde tehlikenin kritik düzeye ulaştığını söyledi.
Bu değerlerin aşılması halinde alarm verilmesi, toplumun uyarılması ve bütün kurumların teyakkuz durumuna geçmesi gerektiğini belirten Tolunay, Ege ve Akdeniz’de poyrazın, Karadeniz’de ise lodosun kurutucu etkisiyle yangına elverişli koşullar oluşturabildiğini anlattı.
RÜZGÂR KORLARI UZAĞA TAŞIYOR
Şiddetli rüzgârın yalnızca alevlerin ilerlemesini hızlandırmadığını belirten Tolunay, rüzgârla taşınan korların yangın alanından uzakta yeni tutuşmalara yol açabileceğini söyledi.
Alevlerden yayılan ısının yangının önündeki kuru otları tutuşturabildiğini aktaran Tolunay, “Rüzgâr hızı arttıkça yangın daha hızlı ilerliyor. Taşınan korlar yeni yangınlar başlatabiliyor. Şiddetli rüzgâr ayrıca hava araçlarının uçmasını engelleyebiliyor ya da havadan müdahalenin etkinliğini azaltabiliyor” dedi.

‘İNSAN BAŞLATIYOR, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BÜYÜTÜYOR’
Tolunay’a göre iklim değişikliği çoğu yangının doğrudan çıkış nedeni değil ancak başladıktan sonra hızla büyümesindeki en önemli etkenlerden biri.
Artan sıcaklık ve kuraklık, ot ve çalıların daha erken kurumasına, ağaçların zamanından önce yaprak dökmesine neden oluyor. Böylece orman tabanında kolay tutuşabilen kuru madde miktarı artıyor. Yağışsız ve nemin düşük olduğu günlerde küçük bir kıvılcım, kuru ot ve yaprakları kısa sürede tutuşturabiliyor.
Kuraklığın canlı ağaçların su içeriğini de düşürdüğünü belirten Tolunay, yerde başlayan yangının böylece daha kolay tepe yangınına dönüşebildiğini söyledi. Tepe yangınlarında açığa çıkan yüksek enerji, söndürme çalışmalarını güçleştirirken alevlerin geniş alanlara yayılmasına yol açıyor.
Tolunay, “Mega yangın olarak adlandırılan bu yangınlar kendi meteorolojik koşullarını da oluşturarak söndürülmesi neredeyse mümkün olmayan bir boyuta ulaşabiliyor. Fransa’daki yangınlarda görülen ateş bulutları bunun örneklerinden biri” dedi.
RİSK ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE DE SÜRECEK
Marmara ve Ege bölgelerinde 1 Ağustos Cumartesi gününe kadar şiddetli rüzgâr beklendiğine dikkat çeken Tolunay, bu bölgelerde çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Sonraki günlerde rüzgârın hız kaybetmesi beklense de Ege ve Akdeniz dahil birçok bölgede sıcaklıkların 35-40 derece civarında seyredeceğini belirten Tolunay, “Özetle yangın riski önümüzdeki günlerde de devam edecek” uyarısında bulundu.
The post Ormanlarımız alev alev: Peki ya bu tablo normal mi? Uzman isim cevapladı first appeared on Kilis Egitim.
